8 Ocak 2017 Pazar

Seni Unutmamak İçin Çiziyorum





Jean-Baptiste Regnault , The Origin of Painting, 1785


Adelbert Von Chamisso’nun 1822 tarihli ‘Peter Schlemihl’in Garip Öyküsü’ isimli kitabı, zenginlik uğruna gölgesini şeytana satan adamın başından geçenleri anlatır.Kitabın önsözü şöyledir:

Işıktan yoksun kalan, aydınlatılmamış tarafta yer alan bölümü ‘gölge’ olarak adlandırırız. Gölgenin biçimi onu aydınlatan cisme ve ikinci olarak da onu aydınlatan nesneye uzaklığı oranında bağımlıdır. Onu üreten üç boyutlu bir cismin yüzeyinin arkasında yer alan gölge, bu katı cismin yüzeyinin gölgeyi temsil eden bir parçasıdır.

Gölge ne işe yarar?


Unutmanın önüne geçmek için getirilen birinci çözüm, yazmaktı; ikinci çözüm ise resmini yapmak. Romalı tarihçi Yaşlı Plinius, resim sanatının doğuşu hakkında çok az şey bildiğimizi söyler. Resmin kökenlerine dair yazdığı hikâyesinde birbirini çok seven ama ayrılmak zorunda kalan bir çiftten bahseder. Kaybetme korkusu yaşayan kadın, sevgilisinin gölgesinin dış hatlarını duvara çizer. Böylelikle o gittiğinde,duvarda onu hatırlayabileceği bir izi olacaktır. Bu konu yüzyıllar boyunca Avrupa resminde sıkça betimlenmiştir. Ama Jean-Baptiste Regnault’un tasvirini daha etkileyici buluyorum. Sevdiğinin gölgesini hızlıca duvara işleyen bir kadın. Güneş batmak üzere, gökyüzü sakin. Bu çiftin beraber geçirebileceği son gün olmalı çünkü güneş batıyor. Bu çoban yemyeşil vadide hayvanları otlatmaya gittiğinde, onu bekleyen ve özleyen kadın, sevgilisinin duvardaki kara lekesine baktığında onu anımsayacaktır.

Aşkın resmin mucidi olduğunu söyleyebilir miyiz?



Rönesans ressamlarının gözdesi, Floransa'nın güzellik kraliçesiyle tanışın. Aslında kendisini çok iyi tanıyoruz. Çünkü ressam Sandro Botticelli'nin çoğu kadın tasvirinde Simonetta Vespucci karşımıza çıkar. Venüs, bin yıl süren karanlık çağ sonrası Floransa topraklarında yeniden doğduğunda yüzü Simonetta’nın yüzü olur. İlkbahar isimli resminde kışın ardından çiçekleriyle geri gelen kadındır o. Botticelli’nin büyük bir aşkla bağlı olduğu bu kadın, yirmi üç yaşında tüberküloz yüzünden öldüğünde, onu otuz yıl boyunca resimlerindeki kadınların yüzü olarak resmetmeye devam eder. Botticelli, Simonetta'nın yanına gömülmeyi vasiyet eder. Rivayete göre bugün Chiesa Ognissanti kilisesinde Simonetta’nın ayakucunda yatmaktadır.

Peki, sanat bizim için neden önemlidir?
Sanat sevdiklerimiz gittiğinde onlara tutunmamızı sağlar belki.

Seni unutmamak için çiziyorum Simonetta…

Bu yazı Aralık 2016'da Bavul Dergi'de yayınlanmıştır.

27 Kasım 2016 Pazar

Sanat ve Hastalık Teşhisi


Resimlere bakarak insanların hastalıklarını teşhis edebilir miyiz?


Jan Van Eyck, Meryem ve Çocuk İsa, 1436

Eyck'ın bu resmi sayesinde doktorlar rahip Joris van der Paele'nin geçirdiği hastalığa teşhis koyabilmişlerdir.


Solda Lucas Cranach, V. Charles, 1533 Sağda James Ensor, Skeletons Fighting Over a Pickled Herring, 1891
Resimdeki iki figürde de öne doğru çıkıntılı bir çene anlamına gelen Prognatizm görülüyor. Bu durum genellikle altta yatan başka bir hastalığın habercisi olarak kabul ediliyor.


Frans Hals Maritge Voogt Claesdr Portresi 1639 Heberden ve Bouchard nodülleri?


Diego Velázquez Old Woman Frying Eggs 1618

Yaşlı kadın, genellikle elin üst tarafında bilek eklemi civarından görülen Ganglion kistine
sahip gibi duruyor.


Jean Fouquet Portrait of the Ferrara Court Jester Gonella 1442 Ektropiyon: Göz kapaklarının dışa dönmesi.
Pedro Gonzales 1537'de normalin üzerinde vücut kılına sebep olan Hipertrikoz hastalığı ile doğdu. Gonzales'in çocuklarının ikisi de hipertrikoz hastası olarak doğmuştur.

Jean-Martin Charcot A Clinical Lesson at the Salpêtrière 1887 Duvarda tıp tarihinin en iyi bilinen resimlerinden biri yer alıyor Charles Bell, Tetanoslu Hasta, 1809.




Lopez Vicemte Portaña Albay Juan de Zengotita Bengo 1842 Sağ gözde pitozis?




Caravaggio Hasta Baküs 1593 Baküs'ün hastalığı neydi? Hepatit mi? Sarılık mı?
Konu hakkında bir makale: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1963406/pdf/0429.pdf

Jusepe de Ribera'dan Solda Aziz Onophrius, 1642 Sağda Aziz Jerome, 1637

Bu iki aziz Pectus Excavatum denilen göğüs kafesi çöküklüğüne sahip.


Vladimir Borovikovsky Murtaza Kuli Han 1796 Klinodaktili: Parmakların kıvrık kalması.


Picasso'nun yaptığı Pierre Auguste Renoir portresi, 1919 Renoir romatoid artrit hastasıydı.


Francisco de Goya Boys Climbing a Tree 1791 Tinea Favosa: Kafa derisinde oluşan enfeksiyon.



Raphael'den iki resim Solda The Engagement of Virgin,1504 Sağda La belle jardinière, 1507

Konu hakkında bir makale: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1119286/pdf/1622.pdf



Not: Teşhisleri uzman bir doktor olarak yapmadım. Konu hakkında yaptığım araştırmalar sonucu elde ettiğim bilgilerdir.

Bu yazı 22 Ağustos 2016 tarihinde onedio.com adresinde yayınlanmıştır. 

Twitter'dan sizden gelenler






11 Temmuz 2016 Pazartesi

DİŞİL, LATİF VE SORUMSUZ






19.yüzyılda Fransız Resim ve Heykel Akademisi sanat kuramcıları resmi iki temel ilke çerçevesinden tanımlıyorlardı. Bunlardan biri çizgi, diğeri renk. Akademiye uygun sanat yaratılırken bu ilkelerden hangisinin etkin olduğuna dair uzun tartışmalar yapıldı. Çizgi mi yoksa renk mi tartışması hiçbir zaman sonuçlanamadı. Çizgi akla ve rasyonaliteye seslenen zihinsel bir araç olarak görülürken, renk ise duyguların taşıyıcısı ve dolayısıyla akla aykırı bir şey olarak görülüyordu.




Jean-Leon Gérome
Kahire’deki Halı Tüccarı
1887

Gerome bu resmi Kahire Pazarı’nı 1868'de ziyareti sırasında yaptı. Kapının hemen üstüne asılmış bir Konya halısı. Bugün bu halının bir benzeri İstanbul Türk İslam Eserleri Müzesi’nde bulunmaktadır.

Hepsinin üstüne egzotikliği işaret eden farklı renklerde - neredeyse neon yoğunluğunda- giysiler giydirmiş.Diğer oryantalist ressamlar gibi Gérôme için de renk demek ''öteki'' demekti.
Renk farklılığı tanımlar, bedenlere olan iştahı körükler...
Renk bir kültürler hiyerarşisine işaret eder.
Gérôme bu resminde ''ötekinin'' temsilini yaratırken merkezine cinsiyeti koyar Çünkü renk oryantalistlere göre dişil, latif ve sorumsuzdur.

22 Mayıs 2016 Pazar

Adonia


Solda Yunan'da Herakles, Roma'da Herkül
Kendisi 72 oğul ve 1 kız babasıydı.
Sağda Adonis
Yunan mitolojisinde erkeklik canlandırmasının bir ucunda örnek savaşçı Herakles diğer ucunda Adonis yer alır. Homeros, Odysseia'da Herakles'in cinsel açlığı ve oburluğuyla ünlü olduğundan bahseder. Adonis ne obur ne de azgındır. Herakles'in aksine bir çocuk babası bile olamadan bir yaban domuzu tarafından öldürülür. Afrodit, Adonis'in aşığı olarak onun yasını tutar. Herakles’le arasındaki en büyük fark da budur. Adonis kadınların bedenleri üzerinde kendi şehvetini doyurmak yerine onlara haz verir.
Bu sebeple Antik Yunan’da Atinalı kadınlar her yıl temmuz ayında kadınlara haz veren delikanlı Adonis’in yasının tutulduğu Adonia adında bir şenlik düzenlerlerdi. 
Şenliklerden bir hafta önce kadınlar evlerinin çatılarına küçük saksılara marul tohumları eker, ilk filizini verene kadar sularlardı. Filizler ölmeye başladığında şenliğin başlama vakti geldi demekti. Solan bitkiler Adonis’in ölümünü temsil ediyordu. Şenliklerin için temmuz ayını seçmeleri bir tesadüf değildi. Temmuz kavurucu güneşin çıktığı ay olduğu için solup giden bahçe simgeyi pekiştiriyordu. 
Fakat kadınlar yas tutmak yerine bütün gece uyumadan dans ediyor, içki içiyor ve Adonis için şarkılar söylüyorlardı. Kendilerini cinsel olarak uyarmak için mür topçukları ve başka baharatlar yakıyorlardı (Adonis mür perisi Myrrha’nun oğludur)
Peki neden marul?
Yunanlılar marulun etkili bir anti-afrodizyak etkisi olduğunu düşünüyorlardı. Dioskorides şöyle yazar: ‘’Marul suyu ıslak rüyalar görenler için faydalıdır ve erkeğin kafasını sevişme konusundan uzaklaştırır’’. Aynı şekilde antik edebiyatta marul, genelde ölümcül bir ‘cansızlık’ simgesi olarak kullanılır. 
Bu durumda Adonia şenlikleri kadınların normalde gerçekleştirilemeyen arzularının kutlaması mıydı? 

Antik Yunan'da kutlanan diğer kadın şenliği Thesmophoria hakkında bir şeyler okumak isterseniz buraya

11 Şubat 2016 Perşembe

Antoine Watteau ve Düşsel Dünyası

Antoine Watteau, Çuha Adasına Yolculuk , 1717 
   Rokoko dönemi
   Venüs'ün doğduğu adaya giden bir grup insan.
   Resmin sağ tarafında aşka çağrılan bir kadın.
   Eros artık oklarını bile yere bırakmış, çaresiz bir şekilde kadının eteğini çekiştiriyor. 
-Hadi artık aşık ol! 
16.yüzyıldan itibaren, dini reformlara karşı elit tabakanın tepkilerinden biri zevk ve sefa yönünde olmuştu. Kilise ve devlet halkı kontrol etmeyi başarsa da , soylu sınıf büyük bir özerkliğe sahipti ve cinsellik gizli köşelerde devam etti. Fransa'da XIV. Louis'in karanlık hükümdarlığı ardından tahta geçen XV. Louis beraberinde zevk ve eğlence üzerine kurulu bir hayat getirdi. Cinselliğin ve aşkın bastırıldığı upuzun 300 yıllık klasik çağın üstüne zihinlerden önce bedenler özgürlüğe kavuştular. Zevk ve sefa bir övgü olarak 18.yüzyılda bir moda haline geldiğinde bu özleme yataklık eden ilk mekan bahçeler oldu. Rokoko, karşı konulması zor bir zarafet, espri ve yoğun erotizm karışımı demekti. Barok'a karşı yine Barok'tan gelişen uçarı bir üslup.


Jean-Honoré Fragonard, The Confession of Love, 1771

Watteau'nun Çuha Adasına Yolculuk resmi Rokoko üslup içinde gelişen 'fête galante' türünün en iyi örneklerinden biridir. Şık kostümleriyle açık havada 'flört' eden, aşkı arayan ve gezinen çiftler. Bu kişiler aynı zamanda Cththere/Kitara/Çuha Adası'ndaki tapınağa Afrodit'e minnetlerini götürmeye giden hacılar. Resmin merkezinde yer alan kadın özlemle arkasına bakıyor. (Aşkın geçici doğası, hasretle geride kalanlara bakmak?) Bu figür nedeniyle araştırmacılar çiftlerin adaya giderken mi yoksa adadan dönerken mi resmedildiği konusunda anlaşamamışlardır.

Ağaçların arasında çiçeklerle süslenmiş bir Afrodit heykeli. Hemen dibinde Eros'un okları. 

Suyun kenarındaki çiftler kayığa doğru ilerliyorlar. Kayıkta iki kayıkçı, üstlerinde aşk melekleri uçuyor. 

Watteau tüm öğeleri bir adada toplama ihtiyacı neden hissetti?
Belki Dönemin keşif merakı bunu tetikledi diyebiliriz Eğlence arayışı çok önceleri yeni coğrafyaların, yeni adaların keşfini beraberinde getirdi. 18.yyda bir çok ada kolonilere bağlanmıştı bile.Kitara/Çuha Adası bu adalardan biriydi. Ondan önce Venedik Kolonisi'ne bağlı Cerigo olarak bilinen küçük bir adaydı. Bu dönemde Avrupa'nın her ülkesinden bir çok gezgin doğuda kalana her noktayı gezmek için adeta bir yarış içerisine girmişlerdi Gezginler geri döndüklerinde ellerinde çok sayıda Kitara çizimiyle geri dönerler ancak bir süre sonra çoğunun hayal ürünü olduğu anlaşılır.

Gérard de Nerval resimlerde ve romanlarda cennetten bir parça diye anlatılan bu adayı görmek için özel bir çaba harcamıştır.Ama Neval hayal kırıklığına uğrar. Ada sudan ve yeşillikten nasibini almamış, güneşten kavrulan, kızıl topraklı bir yer çıkar.Aynı zamanda Baudelaire'in şiirine konu olan bu ada ona göre suç, sürgün, açlık ve susuzluğun hüküm sürdüğü bir adadır.
Resim 1789'a kadar yoğun ilgi çekmesine rağmen Fransız Devrimi'nden sonra gözden düşer. Burası hayalini kurdukları, cinselliğe açık, sarhoşluk anında çok kısa süre görülen ve sonra aniden kaybolan bir ada
Sevgili okuyucu
Arkanıza son kez bakabilirsiniz...

Son olarak; Watteau, bu adaya dair kurduğu hayallerde Versay bahçesinden çok etkilenir Bahçelerle ilgili okuma isteyenler >https://alisveris.yapikredi.com.tr/tanim.asp?sid=DWU1ZQBV0T3TW8PPRHNS

Mail: celinesymbiosis@gmail.com
Twitter: celinesymbioss
Tumblr: http://celinesymbiosis.tumblr.com/
Instagram: CelineSymbiosis
Pinterest: celinesymbioss
Snapchat: celinesymbiosis

31 Ekim 2015 Cumartesi

Dünyada Kaç Tane Rembrandt Var?


Eğer sanat otoriteleri, Rembrandt Research Project'in başı olan Hollandalı sanat tarihçisi Ernst Van de Wetering'in bulgularını kabul ederse, daha önce çoğu Rembrandt'ın öğrencilerine ve takipçilerine atfedilen 70 resim Rembrant'a ait sayılacak.

Londra'da bulunan National Gallery, 15 Ekim'de Rembrandt'ın geç dönem işlerinden oluşan bir sergiyle kapılarını açmaya hazırlanıyor. Tam bu dönemde, sansasyonel bir şekilde Rembrandt'ın akıbeti belli olmayan resimleri ile ilgili Rembrandt Research Project (RRP) tarafından kime ait olduğunu içeren raporun içeriği 1 Ekim'de sunuldu. Rapor 6. ve son olma özelliğini taşımakla beraber, 1968'den bu yana yapılan tüm araştırmaların revize edilmesini kapsıyor. Rapora göre daha önce eksperler tarafından Rembrandt'ın öğrencilerine ve takipçilerine atfedilen 70 resmin Rembrandt'a ait olduğu bildirildi. RRP'i yürüten Ernst Van de Wetering'in tespitlerine göre bu resimler arasında 1650 sonrası yapılan ''An Old Man in an Armchair'', ''Auchionner'' ismiyle bilinen 1659 tarihli ''Portrait of a Men Reading Candlelight'' ve ''Men with the Golden Helmet'' resimleri de var. Ayrıca Rembrandt'a ait olduğu düşünülen 44 resim de başkalarına atfedildi.

Sahteler ve Hatalar

1950 yılında 11. Devonshire Dükü, miras sonucu üstüne kalan 7 milyon pound borç sonucu satacak bir şey bulmak için kafasını malikanesinin duvarlarına çevirir. Devlete borcunu silmesi karşılığında elindeki üç Rembrandt resminden birini almalarını teklif eder. 1957 yılındaki bu miras borcu sayesinde Rembrandt'ın ''An Old Man in an Armchair'' resmi Londra National Gallery'nin koleksiyonuna dahil olur. Fakat on yıl sonra bu resim Rembrandt'a ait olmadığı düşünüldüğü için ''Rembrand'ın Takipçileri'' kategorisine düşer. Bu tespiti yapan Horst Gerson, 1968 yılında basılan Rembrandt kataloğunda bu portrenin resimselliğinin çok düşük olduğunu ve klasik Rembrandt portrelerinin özelliğini taşımadığını belirtir. 2010 yılında National Gallery'de düzenlenen ''Fakes and Mistakes'' (Sahteler ve Hatalar) başlıklı sergide de bu otoportre izleyici karşısına çıkar.

Ernst Van de Wetering'in RRP kapsamında geçtiğimiz günlerde içeriğini yayınlandığı son cilt rapora göre ''An Old Man in an Armchair'' resmi Rembrant'a ait. Üstelik Wetering bu resmin çok önemli olduğunu vurgulayarak, Rembrandt'ın 1650'lerde yeni bir teknik denediğini, Gerson'un 1968'de yaptığı teşhisin çok hatalı olduğunu belirtti.

National Gallery ''An Old Man in an Armchair'' hakkında Wetering'in görüşlerine katılmadığını belirterek önümüzdeki günlerde açılacak olan Rembrandt sergisinde yer alan 40 adet otoportrenin sergileneceği alanda bu resmi önemsiz bir yere yerleştirdi.

Bu durumun benzeri Metropolitan Museum of Art (MET) içinde yaşanıyor. Müzenin koleksiyonunda yer alan ''Auchioneer'' resmi 1987 yılında resmin Rembrandt'a ait olmadığı düşünülerek ''Rembrandt Okulu'' kategorisine atıldı. Fakat resim, 2011 yılında Wetering'in çabalarıyla yine Rembrandt'a ait olarak değiştirildi.




Rembrandt Resimleri Neye Benziyor?

1968'de kurulan Rembrandt Research Project'in önemli olmasının iki sebebi var. Birincisi kararların bir komite tarafından veriliyor olması, ikincisi de teşhis etmek ve eleştirmenlik elitist bir çalışma olduğu için, bu işin 70'lerden sonra sanat tarihçilerine ve küratörlere verilmiyor olması. Bu nedenlerden dolayı Rembrandt resimlerini teşhis eden insan sayısı çok az. RRP başladığında o zamana kadar bilinen 650 Rembrandt resmi, çalışmalar sonucu tek tek düşürüldüğünde büyük müzelerin küratörleri bunu destekledi. Ama bu destekleme bir faciaya sebep oldu. Rembrandt olmadığı RRP tarafından teşhis edilen resimler referans alınarak koleksiyonlarındaki aynı dönem yapılmış benzer resimlere de ''O değilse bu da değildir'' gibi bir yakıştırma yapıldı ve Rembrandt'a ait olan resimlerin sayısı hızla düştü. Öyle bir düşüş oldu ki Rembrandt olduğundan emin olunan resimler bile bu furyadan nasiplerini aldı. Bunlar arasında Royal koleksiyonunda yer alan 1642 tarihli Otoportre, 1637 yılına ait Wallece koleksiyonunda yer alan imzalı otoportre ve Frick koleksiyonunda yer alan Polish Rider resmi var.

1993'te Ersnt Van de Wetering bu çılgınlığa bir son verilmesi gerektiğini düşünerek projenin amacından saptığını belirtti, RRP'nin başına geçerek daha önce yayınlanan ilk üç raporu inceleyerek bir çok hata olduğunu tespit etti. Bu sayede Royal, Wallece ve Frick bu resimleri koleksiyonlarına yeniden dahil etti.

Wetering'in 1993'ten beri yaptığı çalışmalar sonucu Rembrandt resimlerinin sayısının son durumu 340. Bu sayı halen düşük bulunuyor çünkü, Van Dyck çok hızlı çalışan bir ressam olmamasına ve 42 yaşında ölmesine rağmen 750 resmi var. Rembrandt 63 yaşına kadar yaşadığı biliniyor ve 340 adet resim bu yaşam süresi için çok az.

Eskiden Rembrandt resimleri için koyulan yanlış teşhisler yüzünden bugün insanların kafasında bir şüphe var. Gerçek bir Rembrandt'ın neye benzediği konusunda ortak bir karar yok. Tabii bu şüpheler boş yere değil. RRP'in Sahte İmza Teorisi isimli bölümünde yer alan ifadelere göre, Rembrandt bir dönem para kazanmak için asistanlarının yaptığı resimlere kendi imzasını atarak sattığı kanıtı çok net olmadığı için bazı resimlerin ona ait olduğu fikri böyle zayıflıyor. Bir grup akademisyen de Rembrandt'ın başkasının resmini elden geçirdiği zaman farklı bir imza attığını iddia ediyor. Şu zamana kadar Rembrandt'ın, başkasının olup da imza atarak sattığı resimlerden tespit edilebilen tek resim 1641'de yapılan Brewer in Leiden resmidir.

Rembrandt'ın takipçileri ve öğrencileri olarak isimlendirilen bu çok yetenekli ressamlar kim? Hiç bir iz bırakmadan nasıl ortadan kayboldular? Yoksa bunlar akademisyenlerin yarattığı hayaletler mi?


Rembrandt resimlerini koleksiyonunda bulunduranlar, RRP'in 6. cildinin yayınlanmasını merakla bekliyor. Bu bekleyenler arasında İngiliz Rembrandt uzmanı Christopher Brown var. Çünkü Liverpool Walter Sanat Gallery’de bulunan Rembrandt otoportresi ona göre Rembrandt'a ait. Fakat Wetering'de, raporda Rembrandt'ın öğrencisine ait olduğunu söylüyor. Aynı şekilde Metropolitan Museum of Art'ın koleksiyonunda yer alan ''Rembrandt as a Young Man '' adlı otoportre rapora göre Rembrand’a ait ama müze ''Rembrandt Takipçisi'' olarak sergiliyor.

Raporun tamamının yayınlanması ve 15 Ekim'de National Gallery'de Rembrandt sergisinin açılmasıyla tartışmalar çoğalacak gibi gözüküyor. Bakalım daha bilinen, bilindiği sanılan ve bilinmeyen kaç tane Rembrandt var.

Not: RRP 'in daha önceki raporları için

http://www.rembrandtdatabase.org/Rembrandt/cms/corpus

Kaynaklar
http://online.wsj.com/articles/an-expert-cites-dozens-of-paintings-as-rembrandts-1412793706
http://news.artnet.com/market/70-new-rembrandt-paintings-discovered-129305
http://www.nationalgallery.org.uk/
http://www.rembrandtresearchproject.org/

Resimlerin kaynakları
An Old Man in an Armchair http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/ed/Rembrandt_Harmensz._van_Rijn_004.jpg
Auchionner
http://www.wga.hu/art/r/rembrand/91nonrem/15noremb.jpg
Men with the Golden Helmet
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/d/de/The_Man_with_the_Golden_Helmet_(Rembrandt).jpg

Bu yazı 12.10.2014 tarihinde www.sanatatak.com adresinde yayınlanmıştır. 




30 Ekim 2015 Cuma

Birleşik Krallık'ta Sanatçılar Haklarının Peşinde


''Bunu bir karşılık beklemeden, yalnızca sorunla yüzleşme ve bir çözüm bulma zevki için yaptık; düşündük ki, eserlerine ilişkin hakları konusunda bir soru işareti olduğunda, sanatçı herkesten daha haklıdır.'' Seth Siegelaub, 24 Şubat 1971 (1)

The Guardian'da geçen hafta yer alan bir haberde, 2006'da Avrupa Birliği kapsamında sanatçıların haklarını korumak adına yürürlüğe giren Artist's Resale Right yönergesi doğrultusunda yasal haklarını kullanan sanatçılardan bahsedildi. Bu yönerge sanatçının eserinin ilk satışından sonra aracılar tarafından gerçekleşen satışlarında, sanatçıya yüzdelik verilmesini yasalarla bağlıyor. 2006'dan bu yana bu yönerge ne kadar uygulandı?  

Birleşik Krallık'ta önde gelen bir grup sanatçı uzun bir sessizlikten sonra güçlerini birleştirip, eserlerini satan sanat tacirlerine ve müzayede evlerine karşı yasal bir atağa geçtiler. Bu sanatçıların arasında ressam Maggi Hambling ve Henry Moore'un kızı Mary Moore da var. Hambling, ''Yasa uzun zamandır olmasına rağmen, bir sürü sanat taciri ve müzayede evi halen bu ödemeleri yapmıyorlar. Tabi ki bütün aracıların sahtekar olduğunu düşünmüyorum. Ama herkesin doğru olanı yapma vakti geldi. Balayı artık sona erdi. Sanatçıların ve mirasçılarının finansal durumu genelde kötü. Eserlerin ilk satışında zaten galeriler satış üzerinden en az %50 pay aldıklarından sanatçının eline çok az bir meblağ geçmiş oluyor. Mesela benim 1970 yılında 500 pounda satılan bir eserim, önümüzdeki ay 2000 pounda el değiştirecek ve ben tabi ki bu satıştan pay almayı isterim.'' diyor.

Sanatçının Hakları

Artist's Resale Right (Sanatçının Tekrar Satış Hakkı) yönergesine göre, sanatçının üçüncü bir aracı ile yapılan 1000 pound üzeri satışında %4 pay alma hakkı var. Ayrıca sanatçının ölümünden sonra yasal varisi 70 yıl boyunca bu haklarını korumaya devam ediyor. Eserlerin uçuk fiyatlardaki satışlarını düşünürsek %4 oldukça ufak bir miktar. İnternette eserinizin telifi için ne kadar pay alacağınızı hesaplamanız için siteler mevcut. Eserin devir satışından sanatçının alacağı en yüksek miktar 12.500 pound.(2)

Avrupa'da faaliyet gösteren Artist's Collecting Society (ACS) ve Design and Artists Copyright Society (DACS) gibi oluşumlar bu tarz ödemeleri ve eserlerin satışlarını takip ederek, üyesi olan sanatçılar adına topluyor. Bu kurumların çıkarı ne diye sorarsanız, devamlılıklarını sürdürmek adına, üye olan sanatçılardan belli bir komisyon alıyorlar.

Bu kuruluşlardan biri olan ACS, 2006 yılında Society of London Art Dealers (SLAD) ve British Art Market Federation (BAMF) isteği üzerine Bridgeman Sanat Kütüphanesi'nin kurucularından Harriet Bridgeman tarafından kuruldu. Üyesi olan 500 sanatçı arasında Lucian Freud, Dame Laura Knight, Frank Auerbach, Howard Hodgkin, Paula Rego ve Christopher Le Brun gibi isimler var. Ressam Maggi Hambling de sadece üye olmakla kalmamış, yönetim kurulunda da faaliyette bulunuyor.

Kapalı Kapılar Ardında

ACS'nin yöneticisi Bridgeman,''Problemin boyutları tam olarak bilinmiyor. Bunun en büyük sebebi, aracıların yasal zorunluluk olmasına rağmen satış rakamlarını açıklamamaları. Üstelik bu konuda araştırma yapmamıza da engel oluyorlar.' diyor.

DACS'nin yönetilerinden Gilane Tawadros'un açıklamaları Bridgeman'den çok farklı değil: ''Usulsüz davranan aracıların yanı sıra sanatçıların finansal iniş çıkışlarından anlayarak patent haklarını ödeyen Victoria Miro ve Lisson gibi kuruluşlar da var. Hepimiz biliyoruz ki bir sanatçı Turner ödülünü kazansa bile finansal durumu kötüye gidebilir. Ne yazık ki sanat pazarı çok denetlenmeyen bir alan. ARR gibi düzenleyici yönergeler aracıların çok işine gelmiyor.''

DACS üyesi olan bir mirasçı, ''Aracılar belli bir yüzdeyi vermek zorunda olmalarına rağmen vermiyorlar. Satış işlemleri kapalı kapılar ardında yapıldığı için ne satıldığı, ne kadara satıldığı, kime satıldığını çoğu zaman bilmiyoruz'' diyor.

Londra Sanat Bayileri Derneği (SLAD) başkanı Christopher Battiscombe, Birleşik Krallık'ta bulunan 9000 aracının sadece 1000 tanesinin herhangi bir ticari topluluğa bağlı olduğunu söylüyor. Derneklerine üye olan 130 aracıyı ARR hakkında bilinçlendirmek için sık sık seminer verdiklerini belirtiyor. Battiscombe'ye göre ''Bizim altımızda bulunana aracıların çoğu doğru olanı yapıyor, asıl problem bizim dışımızda kalanlarda ''

ARR davaları için çalışan avukat Simon Stokes'un açıklamaları, yönergenin doğru uygulanmasında sanatçıya dönecek finansal destek hakkında bir fikir sahibi olmamızı sağlayabilir. 2012 yılında ARR davaları sonucu bu kurumlar sayesinde toplanan miktar 10.5 milyon pound.

Türkiye'de Sanat Hukuku

Sanat hukuku konusunda ülkemize baktığımız zaman Anayasanın 64. maddesinde belirtildiği üzere, ''Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur''(3). Peki gerçekten korur mu? 1952'de hazırlanan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda yer alan ''Eser sahibine eserin değerinde sonradan (ikinci, üçüncü, vd. satışlar ile) meydana gelen artışlardan pay talep etme hakkı veren pay ve takip hakkı''nın 2010 yılına kadar uygulanması Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir kararname ile belirlenecek usul ve esaslar çerçevesine bağlıydı. Bugün yüksek fiyatlarla sonraki satışları yapılan sanat eserlerinden eser sahipleri ve mirasçılarının pay ve takip hakkı vardır.

Buradan Birleşik Krallığa selamlar olsun. Peki biz sanat hukuku hakkında ne biliyoruz?


(1) http://saltonline.org/media/files/indeed_scrd.pdf

(2) http://artistscollectingsociety.org/arr-calculator/

(3)http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/anayasa.maddeler?p3=64

Ayrıca ; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun Avrupa Birliği Mevzuatını Uyumu http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/frmmakale/2006-1/4.pdf

Kaynaklar

http://www.theguardian.com/artanddesign/2014/oct/12/artists-threaten-legal-action-resale-royalties

http://www.ongoren.av.tr/newsletter/Newsletter1211.aspx

http://www.dacs.org.uk/for-artists/artists-resale-right

http://artistscollectingsociety.org/

http://en.wikipedia.org/wiki/Resale_Rights_Directive

Fotoğrafların Kaynakları


http://farm4.static.flickr.com/3178/2778484251_1e5941511f.jpg

Bu yazı 8.10.2014 tarihinde www.sanatatak.com adresinde yayınlanmıştır.