11 Şubat 2016 Perşembe

Antoine Watteau ve Düşsel Dünyası

Antoine Watteau, Çuha Adasına Yolculuk , 1717 
   Rokoko dönemi
   Venüs'ün doğduğu adaya giden bir grup insan.
   Resmin sağ tarafında aşka çağrılan bir kadın.
   Eros artık oklarını bile yere bırakmış, çaresiz bir şekilde kadının eteğini çekiştiriyor. 
-Hadi artık aşık ol! 
16.yüzyıldan itibaren, dini reformlara karşı elit tabakanın tepkilerinden biri zevk ve sefa yönünde olmuştu. Kilise ve devlet halkı kontrol etmeyi başarsa da , soylu sınıf büyük bir özerkliğe sahipti ve cinsellik gizli köşelerde devam etti. Fransa'da XIV. Louis'in karanlık hükümdarlığı ardından tahta geçen XV. Louis beraberinde zevk ve eğlence üzerine kurulu bir hayat getirdi. Cinselliğin ve aşkın bastırıldığı upuzun 300 yıllık klasik çağın üstüne zihinlerden önce bedenler özgürlüğe kavuştular. Zevk ve sefa bir övgü olarak 18.yüzyılda bir moda haline geldiğinde bu özleme yataklık eden ilk mekan bahçeler oldu. Rokoko, karşı konulması zor bir zarafet, espri ve yoğun erotizm karışımı demekti. Barok'a karşı yine Barok'tan gelişen uçarı bir üslup.


Jean-Honoré Fragonard, The Confession of Love, 1771

Watteau'nun Çuha Adasına Yolculuk resmi Rokoko üslup içinde gelişen 'fête galante' türünün en iyi örneklerinden biridir. Şık kostümleriyle açık havada 'flört' eden, aşkı arayan ve gezinen çiftler. Bu kişiler aynı zamanda Cththere/Kitara/Çuha Adası'ndaki tapınağa Afrodit'e minnetlerini götürmeye giden hacılar. Resmin merkezinde yer alan kadın özlemle arkasına bakıyor. (Aşkın geçici doğası, hasretle geride kalanlara bakmak?) Bu figür nedeniyle araştırmacılar çiftlerin adaya giderken mi yoksa adadan dönerken mi resmedildiği konusunda anlaşamamışlardır.

Ağaçların arasında çiçeklerle süslenmiş bir Afrodit heykeli. Hemen dibinde Eros'un okları. 

Suyun kenarındaki çiftler kayığa doğru ilerliyorlar. Kayıkta iki kayıkçı, üstlerinde aşk melekleri uçuyor. 

Watteau tüm öğeleri bir adada toplama ihtiyacı neden hissetti?
Belki Dönemin keşif merakı bunu tetikledi diyebiliriz Eğlence arayışı çok önceleri yeni coğrafyaların, yeni adaların keşfini beraberinde getirdi. 18.yyda bir çok ada kolonilere bağlanmıştı bile.Kitara/Çuha Adası bu adalardan biriydi. Ondan önce Venedik Kolonisi'ne bağlı Cerigo olarak bilinen küçük bir adaydı. Bu dönemde Avrupa'nın her ülkesinden bir çok gezgin doğuda kalana her noktayı gezmek için adeta bir yarış içerisine girmişlerdi Gezginler geri döndüklerinde ellerinde çok sayıda Kitara çizimiyle geri dönerler ancak bir süre sonra çoğunun hayal ürünü olduğu anlaşılır.

Gérard de Nerval resimlerde ve romanlarda cennetten bir parça diye anlatılan bu adayı görmek için özel bir çaba harcamıştır.Ama Neval hayal kırıklığına uğrar. Ada sudan ve yeşillikten nasibini almamış, güneşten kavrulan, kızıl topraklı bir yer çıkar.Aynı zamanda Baudelaire'in şiirine konu olan bu ada ona göre suç, sürgün, açlık ve susuzluğun hüküm sürdüğü bir adadır.
Resim 1789'a kadar yoğun ilgi çekmesine rağmen Fransız Devrimi'nden sonra gözden düşer. Burası hayalini kurdukları, cinselliğe açık, sarhoşluk anında çok kısa süre görülen ve sonra aniden kaybolan bir ada
Sevgili okuyucu
Arkanıza son kez bakabilirsiniz...

Son olarak; Watteau, bu adaya dair kurduğu hayallerde Versay bahçesinden çok etkilenir Bahçelerle ilgili okuma isteyenler >https://alisveris.yapikredi.com.tr/tanim.asp?sid=DWU1ZQBV0T3TW8PPRHNS

Mail: celinesymbiosis@gmail.com
Twitter: celinesymbioss
Tumblr: http://celinesymbiosis.tumblr.com/
Instagram: CelineSymbiosis
Pinterest: celinesymbioss
Snapchat: celinesymbiosis

0 yorum:

Yorum Gönder