7 Temmuz 2018 Cumartesi

Çocuk Oyunları

“İnsan, kelimenin tam anlamıyla söylemek gerekirse,
ancak insan olduğu zaman oynar
ve oyun oynadığı zaman tam insan olur.” Friedrich Schiller

Batı sanatında çocuk ve oyun temasına ilişkin önemli resimlerden biri hiç kuşkusuz, Pieter Bruegel’in 1560 tarihli “Çocuk Oyunları” başlıklı yapıtıdır. Bruegel, 118 cm × 161 cm ölçülerindeki bu tabloda, bir Flaman köyünde iki yüzden fazla çocuğu, yaklaşık doksan farklı oyunu oynarken betimlemiştir. Bruegel’in bu çalışması, hem sunduğu oyun çeşitliliği hem de bu oyunların hepsinin aynı sahne içinde toplaması yönüyle, kendinden önce aynı temayı işleyen resimlerden ayrılmıştır.


Pieter Bruegel, Çocuk Oyunları, 1560
16. yüzyıl Flaman sanatının büyük ustası Pieter Bruegel’in (1525-1569) bugün Viyana’da Kunsthistorisches Museum’da sergilenen ‘Çocuk Oyunları’ isimli resmine modern çağlarda farklı yorumlar getirilmiş olmasına rağmen eleştirmenlerin birçoğu, kökleri çok erken kültürlere dayanan ve aynı zamanda döneme özgü oyunları barındırdığı için ‘çocuk oyunlarının görsel bir ansiklopedisi’ olarak kabul eder. Fakat biz resme ilk baktığımızda gördüğümüz anlamına değil, olası diğer anlamları üzerine eğileceğiz.

İnsanlığın Altın Çağı: Çocukluk
Resim hakkında yapılan yorumlardan biri, resimde yer alan belirli çocuk oyunlarının mevsimleri temsil ettiğidir. Batı sanatı tarihinde insanoğlunun çağlarını betimleyen sahnelerde ilkbahar, çocukluk çağına işaret eder. Bu nedenle sanat tarihçisi Erica Tietze-Conrat ve Charles de Tolnay resmi ilkbahar mevsimiyle ilişkilendirir. Jan van Lennep ise oyun oynayan çocuklar masumiyeti simgelediği için resmin dünyanın evrelerinden ilki olan Altın Çağı temsil ettiği görüşündedir.
 




Çocuksuluk mu, budalalık mı?
‘’Oyun oynayan bir çocuk, çocuksu değildir.’’Johan Huizinga
Kimi eleştirmenlere göre, resimde kullanılan sembolik dil insanlığın budalalığını temsil etmektedir. Carl Gustaf Stridbeck, Brueghel’in daha önceki eserlerini inceleyerek, bu resmin budalalığı betimleyen bir serinin parçası olduğunu söyler. (Batı sanatında oyun oynayan çocuk motifi 17. yüzyıl sonuna kadar budalalıkla özdeşleştirilmiştir). Walter Gibson da bu düşünceyi destekleyerek, Bruegel’in daha önceki resimlerinde olduğu gibi, bu resminde de theatrum vitae humanae’yi (insan hayatları tiyatrosu) konu aldığını belirtir.

Bir Fırıldak Kadar Salak
Sandra Hindman, Çocuk Oyunları resmini detaylı olarak incelediği çalışmasında, kullanıldığı düşünülen simgelere ayrıntılı olarak değinir. Soldaki binada neredeyse aynı eksen üzerinde görülen üç imge (maske, fırıldak ve baykuş), Bruegel’in insanlığın durumuna bakışına dair ipuçları içermektedir. Maske, Bruegel’in resimlerinde hile ve aldatmanın simgesidir. İkinci imge, maskenin neredeyse hemen altında, umursamaz bir tavır içinde fırıldakla oynayan çocuktur. Bu çocuk bir Flaman atasözü olan ‘Bir fırıldak kadar salak’ deyişini akla getirir. Üçüncü imge olan baykuş, dönemin yapıtlarında günahın bir simgesi olarak karşımıza çıksa da, bu resimde bilgeliği temsil eder.



Aşk ve Evlilik
Hindman‘a göre resmin özellikle sol kesiminde evliliği çağrıştıran etkinliklere yer verilmiştir. Çitin yanındaki gelin alayında, başında taç taşıyan gelin siyah giysiler içindedir. Onun önünde çiçek sepeti taşıyan çocuklar, arkasında ise gelinin ya da damadın annesi rolünde tanımlanabilecek biri elleriyle destekleyerek çocuklara yol gösterir. Onların biraz önünde bir grup çocuk körebe oynarken gösterilmiş. Mavi bir pelerinle yüzünü örten çocuk bir Flaman deyişini anımsatır: ‘mavi pelerini giydirmek’ (Birinin mavi pelerin giymesi sadakatsiz bir eşe işaret eder.) Bu noktadan resmin sol köşesine doğru yöneldiğimizde vaftiz alayınla karşılaşırız. Hindman, Bruegel’in vaftiz alayını, evliliğin doğal bir sonucu olan doğumla ilişkilendirdiğini düşünür. 






Vaftizci Yahya Yortusu ve Yaz Gündönümü
“Oyun, kültürden daha eskidir.” Johan Huizinga
Bazı eleştirmenlere göre, resimdeki birçok ayrıntı, kilise takviminin belirli bir dönemine gönderme yapar. Yaz Gündönümü’nin arifesine denk düşen Vaftizci Yahya Yortusu Arifesi (21 Haziran), eski geleneklere göre evlilik yolunda önemli bir adım olan sevgili olmanın kutsandığı gündü. Çocukların şenlik ateşi etrafında toplanması, meşalelerle geçit yapması ve birbirlerine çiçekler fırlatması gibi eylemler, Vaftizci Yahya Arifesi’nde gerçekleştirilen etkinliklerdir. Bu bağlamda Vaftizci Yahya Arifesi ile Yaz Gündönümü kutlamaları, aşkı temsil eden yaz mevsiminde ortaklaşmaları nedeniyle yine aşk ve evlilik temalarına gönderme yapmaktadır.





Aşık Oyunu
Resmin ön planında solda iki kızın oynadıkları oyun, küçük baş hayvanların arka bacaklarında bulunan aşık kemiğiyle oynanan, beş taş’a benzeyen aşık oyunudur. Kökleri Antik Yunan’a dayanan bu oyunda, aşık kemiğinin dışa bakan yanı köpek, içe bakan yanı ise Venüs olarak adlandırılırdı. Kemiğin Venüs tarafını atmayı başaran oyuncunun, aşk ve evlilikte talihli olacağına inanılırdı.


1 yorum: